Üniversite bitti mi? Tebrikler! Artık hayatınızın en ironik şakasının başrolündesiniz. O dört yıl, dersler, sınavlar… Sanki bir stand-up gösterisinin hazırlık aşamasıydı. Şimdi sıra sahneye çıkıp, “Ben Türkiye’de üniversite mezunuyum ve iş arıyorum!” deyip tüm salonu kahkahalara boğmaya geldi. Çünkü bundan daha komik ve trajik bir durum yok.
Ben de o güldürünün bir parçasıyım. Ve inanın, bu senaryo hiç komik değilken bile gülesim geliyor, çünkü ağlayacak halimiz kalmadı.

Piyasanın Favori Şakası: “Tecrübe!”
Yeni mezun olarak iş ararken ilk duyduğunuz şey: “Tecrübeniz var mı?” Tabii canım, üniversiteye 5 yaşında başlayıp, bir yandan da CEO’luk yapıyorduk biz! Sanki tecrübe fırından taze çıkmış simit gibi, sabah marketten alıp iş başvurusuna ekleyebiliyoruz. Yoksa o tecrübe denen şey, işe girince kazanılmıyor muydu? Birisi bana bunun algoritmasını anlatsın!
Gelişime Açık Olmak
İş ilanlarında bolca geçer. Bunun anlamı: “Maaşın azlığını dert etme, biz sana tecrübe kazandırıyoruz, bu zaten paha biçilmez. Karnını tecrübeyle doyurursun.” Sanki gelişim karın doyuruyor.
Geleceğin teminatı” denilen biz, şu an gelecek kaygısından uyuyamıyoruz. Bize layık görülen o ilk maaş teklifleri var ya…

Aldığımız ilk maaş teklifi, sanki ortaokul harçlığı. Patronun kahve parası bile daha yüksek! Sonra da diyorlar ki, “Gençler neden evlenmiyor, neden ev almıyor, neden araba almıyor?” Şaka mı yapıyorsunuz? O maaşla ancak “Hayallerim” diye bir kavanoz alıp, içine kuruş atabiliriz, belki 50 yıl sonra… Yani “emekli olduğumda hayatımı yaşarım” mottosunu 20’lerimizde edinmek zorundayız. Çünkü bu maaşlar, ancak faturaları ve “Türkiye’de yaşamanın getirdiği strese harcanan psikolog parasını” karşılıyor.
Bu sadece iş arama mücadelesi değil; aldatılmış bir neslin, bu acı komedinin finalini yeniden yazma savaşıdır! Ve inanın, biz bu işi başaracağız, isterlerse gülsünler.
